Eğilmeyin derviş gibi, kuşları ürkütmeyin,
Kalbinizin taşlarını doldurun dilinize,
Sonra tükürün günah tutan ellerinize,
Acımayın kuşları taşlayın.
Korku korku buğulanan ölüm pencereniz,
Perdesiz, ışıksız ve ıssız haneniz,
Saçağında titreyen bir pıhtı serçeniz,
Kılıklarınızdan utanmayın kuşları taşlayın.
Sofrada sıra sıra dizili haram,
Lokmaların altında ezilen kelam,
Boğazda düğümlenen maraz, nedam,
Adını koymayın, kuşları taşlayın.
Merhamet kırıntısı düşmesin içinize,
Gömün derinlere, vurun utanç zincirlerine,
Kökünden sökün yuva tutan dalları,
Durmayın durmayın, kuşları taşlayın.
Yastık vakti fesat fısıldamalar,
Secdede yazılan müstakbel günahlar,
Su değmemiş katıksız harami masallar,
Yazın okuyun, kuşları taşlayın.
Aynalarla çoğalan yabancılarız biz,
Nalan ile ağlayan yalancılarız biz,
Yol yıkan nadan yolcularız biz
Gerilin, erinmeyin, kuşları taşlayın.
Ve gün gelir bir serçe kanadı değer ise ruhunuza,
İnlemeden ölmeyin sakın ha,
Eksik kalmasın, son bir nefes daha,
Ürkütmeyin artık, kuşları taşlayın.