Hak ve Kardeşlik Hareketi Genel Başkanı Prof. Dr. Naki Erdemir, Türkiye, Suriye ve Irak’ın dini, etnik, tarihsel, kültürel ve jeopolitik gerçekliklerini esas alan ortak bir yaklaşımın hayata geçirilmesinin, güçlü ve bağımsız bir bölgesel yapının inşası açısından önemli olduğunu belirtti.
Erdemir, Türkiye, Suriye ve Irak’ın yalnızca sınır komşusu üç devlet olmadığını; bin yıllık ortak bir hafızanın, iç içe geçmiş bir demografinin ve benzer bir inanç dünyasının mirasçıları olduğunu ifade etti. Bir asır öncesine kadar aynı idari yapı altında yaşayan bu halkların, modern ulus devlet sınırlarıyla ayrılmış olsalar da sosyal, ekonomik ve güvenlik açısından birbirlerine güçlü bağlarla bağlı olduklarını vurguladı.
Bölgedeki kronik istikrarsızlığın çözümünün, iç işlerinde bağımsız, dış politika ve stratejik alanlarda ortak hareket eden bir bölgesel birlik anlayışından geçtiğini kaydeden Erdemir, bunun yapay sınırların ötesinde halkların umutlarında uzun yıllardır yer alan bir gerçeklik olduğunu dile getirdi.
Üç ülkenin sınırlarının büyük ölçüde bölge dışı aktörler tarafından çizildiğini hatırlatan Erdemir, bu sınırların Türk, Kürt ve Arap halkları arasındaki yüzyıllara dayanan akrabalık bağlarını ve sosyokültürel geçişkenliği ortadan kaldıramadığını belirtti. Tarihsel ve kültürel birikimin bugün hâlâ canlı olduğunu söyledi.
Açıklamada, Türkiye, Suriye ve Irak’ın İslam medeniyetinin kurucu unsurları arasında yer aldığına dikkat çekilirken; Bağdat, Şam ve İstanbul’un ilim, sanat ve düşünce alanlarında birbirini besleyen merkezler olduğu vurgulandı.
Demografik yapının da bu ülkeleri birbirine yaklaştıran doğal bir unsur olduğuna işaret eden Erdemir, Türkiye’deki Kürt ve Arap nüfus ile Irak ve Suriye’deki Türkmen ve Kürt nüfusun, bölgesel istikrar açısından ortak bir kaderi zorunlu kıldığını ifade etti. Bir ülkede yaşanan huzursuzluğun diğerlerini de doğrudan etkilediğini kaydetti.
Ortadoğu’nun küresel güçlerin vekâlet savaşlarının yürütüldüğü bir alan olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Erdemir, bunun yolunun ortak savunma ve dış politika anlayışından geçtiğini dile getirdi. Sınır aşan terör örgütlerinin üç ülkenin egemenliğini tehdit ettiğini vurgulayan Erdemir, Ankara–Bağdat–Şam hattında kurulacak bir iş birliğinin dış müdahalelere karşı güçlü bir kalkan oluşturacağını söyledi.
Ekonomik kalkınma ve ortak kaynak yönetiminin bu birlikteliğin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu ifade eden Erdemir, Fırat ve Dicle nehirlerinin çatışma konusu olmaktan çıkarılarak ortak refah projesine dönüştürülebileceğini belirtti. Irak ve Suriye’nin enerji kaynakları ile Türkiye’nin üretim kapasitesi ve lojistik gücünün birleşmesi halinde bölgenin önemli bir ekonomik merkez haline gelebileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Naki Erdemir, Türkiye, Suriye ve Irak arasındaki bu stratejik yakınlaşmanın bir tercih değil; tarihsel, kültürel, dini ve coğrafi bir zorunluluk olduğunu belirterek, Mezopotamya ve Anadolu’nun bin yıllık kardeşliğinin siyasi bir iradeyle güçlendirilmesi halinde Ortadoğu’nun barış, bilim ve kalkınma ile anılan bir bölgeye dönüşebileceğini ifade etti.
Erdemir, ilerleyen süreçte bu birlikteliğin hangi şartlarda ve nasıl hayata geçirilebileceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşmaya devam edeceğini belirtti.