Yazısında merhum Türk aydını Erol Güngör’ün “İnsana ahlâkî şahsiyetini asıl veren yer, onun yakın çevresidir.” sözünü hatırlatan Çiçek, aklın, ahlâkın ve imanın kaybolduğu ortamları mecazî olarak “çukur” şeklinde tanımladı. Çevrenin insan karakteri üzerindeki etkisine vurgu yapan Çiçek, birçok kişinin kötü çevre ve hırslar nedeniyle değerlerinden uzaklaştığını ifade etti.
Yazıda, Abdurrahim Karakoç’un “Dönekname” şiirinden dizelere de yer verilerek, tevazu sahibiyken hırs ambarına giren ve bir daha çıkamayan karakterler tasvir edildi. Para, makam ve güç hırsının insanı nasıl dönüştürdüğüne dikkat çeken Çiçek, zapt edilemeyen nefsânî arzuların kişiyi hem topluma hem de maneviyata yabancılaştırdığını dile getirdi.
Çiçek, kötülüğün sembolü olarak İblis metaforunu kullanarak, bazı insanların artık Allah korkusunu ve insânî değerleri yitirdiğini savundu. Manevî günlerde dahi muhasebe yapmak yerine zan ve ithamlarla hareket edenlerin, aslında kendilerine tutulan aynadan rahatsız olduklarını belirtti.
Yazının dikkat çeken bölümlerinden birinde ise Necip Fazıl Kısakürek’in şu sözlerine yer verildi:
“Bazı kişiler vardır ki, onlara alçak bile diyemem. Çünkü alçaklık bir seviyedir, onlar çukurdur, çukur.”
Çiçek, yazısını dua ve temenniyle tamamlayarak, insanın hayatında “cennetlik” vasfını taşıyan dostların bulunmasının önemine vurgu yaptı ve son nefese kadar ahlâkî duruşun korunması gerektiğini ifade etti.
16585,73%-1,05
43,92% 0,12
51,91% 0,09
7434,92% 1,41
11883,52% 0,57