Bazı insanların anlatacak güzel hikâyeleri vardır. Hayatlarının dönüm noktalarını, başarılarını, kazançlarını gururla anlatırlar. Onların hayatı çoğu zaman bir hikâye gibi akıp gider; başı vardır, ortası vardır, sonunda da çoğu zaman kazanan onlar olur. Fakat bu hikâyelerin arkasında çoğu zaman görünmeyen bir gerçek daha vardır: Birilerinin mücadelesi.
Çünkü herkes hikâye yazmaz. Bazıları sadece hayatta kalmaya, ayakta kalmaya ve onuruyla yaşamaya çalışır. Onların hayatı süslü cümlelerden değil, sabırdan, emekten ve direnmekten oluşur. Birileri kazanç hesabı yaparken, birileri vicdan hesabı yapmak zorunda kalır.
Bugün yaşadığımız birçok meselede de aynı tabloyu görmek zor değil. Menfaat çoğu zaman belli çevrelerin elinde toplanır. Fırsatlar, imkanlar ve kazançlar aynı kapılara gider. Fakat iş sorumluluğa, bedel ödemeye ve vebale geldiğinde tablo değişir. Yük, çoğu zaman sessizce mücadele edenlerin omzuna bırakılır.
İşte tam da bu yüzden, bazı insanlar ile diğerleri arasında görünmez ama derin bir çizgi vardır. Bu çizgi; makamla değil, servetle değil, duruşla belirlenir. Bir tarafta menfaati için susanlar vardır. Diğer tarafta ise bedelini bilse de doğru bildiğini savunanlar.
Belki herkes aynı yolda yürüyormuş gibi görünür. Aynı şehirde yaşar, aynı sokaklardan geçer, aynı gündemi konuşur. Ama aslında aynı yerde değildir. Çünkü bir taraf hayatı kendi çıkarı için şekillendirirken, diğer taraf vicdanıyla yaşamayı seçer.
Bu yüzden bazı hikâyeler alkışlanır, bazı mücadeleler ise sessizce sürer. Fakat tarih çoğu zaman hikâyeleri değil, o sessiz mücadeleleri hatırlar.
Ve günün sonunda şunu söylemek gerekir:
Biz aynı değiliz.
Ve evet… ayrıyız.


