Ramazan YAVUZ


Birlikte Yaşamanın Kırmızı Çizgileri

Birlikte Yaşamanın Kırmızı Çizgileri


Bu ülkede yani Türkiye topraklarında dilimiz farklı olabilir, yaşayış tarzlarımız farklı olabilir, hatta siyasi görüşlerimiz birbirinden tamamen zıt olabilir. Bunların hiçbiri bir sorun değildir. Aksine, bu farklılıklar bir memleketin zenginliğidir. Herkes kendi inancı, düşüncesi ve hayata bakışıyla bu ülkeye hizmet etme yarışında olabilir.

Ancak her özgürlüğün olduğu gibi, bunun da bir sınırı vardır. O sınır; ihanetin başladığı yerdir.

Bir insan, yaşadığı vatan kendisine zulmetmediği, ayrımcılık yapmadığı sürece; devlete, millete ve ortak değerlere düşmanlık yapamaz. Devletin sınırları içinde hürce yaşayan hiç kimsenin, o devletin varlığını hedef alması meşru değildir. Özgürlük; nankörlükle, eleştiri; yıkıcılıkla karıştırılamaz.

Bu ülkenin ana temelleri vardır. Bayrağı vardır, inancı vardır, hukuku vardır. Bunlar, toplumun ortak paydasıdır. Kimse bu temel değerlere karşı yasa dışı faaliyetlerde bulunamaz. Bayrağa uzanan el, sadece bir kumaşa değil; milletin onuruna, geçmişine ve geleceğine uzanmış olur.

Elbette herkes hakkını arayabilir. Elbette herkes eleştirebilir, sorgulayabilir, itiraz edebilir. Demokrasi bunu gerektirir. Ancak bu arayışın adresi sokak vandalizmi değil, hukuk zeminidir. Şiddetle, provokasyonla ve kutsallara saldırarak hak aranmaz; ancak kaos üretilir.

Birlikte yaşamanın yolu bellidir: Hukuk, saygı ve sorumluluk. Farklılıklarımızla yaşayabiliriz ama ortak değerlerimizi çiğneyerek değil. Çünkü bu topraklarda özgürlük, devlete sadakatle; hak arayışı ise hukuka bağlılıkla anlam kazanır.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?