Erzurum’a kar yağdı mı şehir ikiye bölünür…
Bir yanda cam kenarında sıcak kahvesini yudumlayıp “Ne güzel kar yağıyor” diyenler,
Diğer yanda sabahın ayazında ekmek parasının peşine düşenler…
Kar, kartpostallarda güzeldir. Sosyal medyada beyaz örtü romantiktir.
Ama gerçekte kar, dar gelirlinin omzuna binen ağır bir yüktür.
Zengin için kar; kayak, mangal, tatil, fotoğraf karesi demektir.
Fakir içinse; buz tutmuş kaldırımlar, geç gelmeyen servis, çalışmayan soba,
ve “Bugün işe gidebilir miyim?” endişesidir.
Lüks araçlar zincirli lastiklerle yolları aşarken,
Eski ayakkabılarla yürüyen işçi kayar, düşer, incinir.
Isınmak için doğalgazı sonuna kadar açanla,
Faturayı düşünerek battaniyeye sarılan aynı karı yaşamaz.
Belediyeler ana caddeleri temizler,
Ama arka sokaklarda çocuklar okula gidemaz, yaşlılar evine hapsolur.
Kar herkesin kapısına yağar ama herkese aynı kapıyı açmaz.
Erzurum’da kar bir nimettir elbette,
Ama adaletli paylaşılmadığında nimet olmaktan çıkar, çileye dönüşür.
Birinin eğlencesi, diğerinin hayatta kalma mücadelesi olur.
Belki de kar yağdığında sadece manzaraya değil,
Ayazda bekleyen emekçiye,
Kaldırımda düşen yaşlıya,
Sobası yanmayan eve de bakmak gerekir.
Çünkü Erzurum’da kar,
Zenginin eğlencesi,
Fakirin işkencesi olmaya devam ediyor…

