Peygamber efendimizin varlık mücadelesi olan üç büyük savaşın her biri bizim için ders ve ödevlerle doludur. Hamasi duygularla zaman zaman Bedir savaşı ve onunla ilgili geliştirdiğimiz sloganları kullanıyoruz. Helali hoş olsun, eyvallah. Ancak nefsimizi terbiye etme ve kişilik inşası için Uhud savaşı üzerinde çokça konuşup düşünmemiz gerekmektedir.
Henüz ortaokul öğrencisi iken okul dışı katıldığım bir bilgi yarışmasında helak olan sahabi kimdir manasında soru sorulmuştu. Şoka uğramış bilememiştik. Hem sahabi, hem helak olacak nasıl olur demiştik. Hemen öğrenmeye okumaya başlamıştık ve KUZMAN PARADOKSU ile karşılaşmıştık.
Kuzman, Uhud Muharebesi’ne çıkmaktan kaçınmıştı. Kadınlar O'nu; "Sen, yoksa savaş kaçkını mısın!?" diye ayıplayınca, arlanarak kılıcını ve yayını alıp harbe koşmuştu.
"Ey Evs Hanedanı! ölmek, sizin için, utanmaktan, kaçmaktan hayırlıdır. Siz de benim yaptığım gibi şeref ve şan için çarpışınız." diyerek müşriklerin ortasına kılıçla daldı. Müşriklerden, Hâlid ibn-i Alem'i, tepeden tırnağa kadar demir zırha bürünmüş olduğu halde, omuzuna indirdiği bir kılıç darbesiyle göğsüne kadar yardı. Vâil ibn-i As'ı da bir vuruşta yere serdi. Yine müşriklerden 7-8 kişi daha öldürdü. Kendisi de yaralanarak evine getirildi.
Müslümanlar; "Ey Kuzman! Seni tebrik ve cennet'le tebşir ederiz. Vallâhi, bugün senin uğradığın musîbet sana Allah'dandır." şeklinde tebrik ettiler.
Resul-ü Ekrem (A.S.V.) bu takdirler üzerine “O, ateş ehlindendir!” diye buyurmuş ve birçok kişi büyük bir şaşkınlığa uğramıştı.
Kıssadan hisse ile bu günümüze gelecek olursak; İslam coğrafyası topyekün bir saldırı altında, ilk kıblegahımız işgal altında ve tek seferde binlerce masumumuz bombalarla parçalanmakta. En son teknoloji ile yapılan ölüm makineleri ölüm kusmakta üzerimize.
Biz ne yapıyoruz saklana saklana utana sıkıla belli sayıdaki kişi ile kahrolsun İsrail diyebiliyoruz kahrola kahrola. Bunun yanında bizden bazıları siz samimi değilsiniz, siz numaradan yapıyorsunuz, eylem yapsanız ne olur? Demekte. Hükümete seslenin atom bombası atsın! şeklinde bilerek veya bilmeyerek pişkince eleştiriler yapabilmektedirler. Bu durumun tek sorumlusu onlar değil elbette, eylemlerin her seferinde aynı formatta aynı sayıda, ne şiş yansın ne kebap ciheti ile yapılıyor olması olabilir mi?
Elbette eylemlerin şeklini, içeriğini, pankartlar arkası sınırları, makamlık pozları, eylem tertip edenlerin zayıf davet cümlelerini herkes görüyor ve biliyoruz.Ancak ve ancak samimi ve içten katılımlar bu durumu düzeltebiliri biliyoruz. (Bu noktada özeleştiri yapan kardeşlerimi yazdıklarımdan beri tutarım.)
Zalime karşı yapılan her eylem (kişilerin amacı ne olursa olsun) mazluma bir nefestir…
……… öyleyse çağrıldınız zaman koşun geri durmayın zaferden değil seferden sorumlusunuz. KUZMAN gibi değil EYÜP EL ENSARİ gibi….
Her eylem bir duadır.
Her eylem neslin eğitimidir.
Her eylem imanın perçinleşmesidir.
Her eylem mazlum için bir nefestir.
Her eylem yollar açmaktır. O yollarda yürümektir.
Her eylem küçümser gözlere batan bir çöptür.
Ya Rabbim biz aciz kullarının eylemlerini Hz. İbrahim’in karıncası hükmünde ve Nemrudu deviren sivrisinek hükmüyle kabul et.
Her eylem yeniden diriltir beni…
Kahrolsun Vampirisrail.
Görüşmek üzere…

