Ramazan YAVUZ


İtibarsızların İtibarlı Görünme Çabası

İtibarsızların İtibarlı Görünme Çabası


Günümüz dünyasında itibar, çoğu zaman gerçek bir değer olmaktan çıkıp bir görüntüye dönüşmüş durumda. Eskiden insanların itibarı; yaptıkları işlerle, karakterleriyle ve toplum içindeki duruşlarıyla ölçülürdü. Bugün ise çoğu zaman görünür olmak, doğru görünmekten daha önemli hale geldi.

İtibarsız kişilerin itibarlı görünmesi artık şaşırtıcı bir durum değil. Özellikle maddiyatın ön plana çıktığı günümüz şartlarında, paranın sağladığı imkanlar birçok gerçeğin üzerini örtebiliyor. Lüks yaşam, gösterişli mekanlar, pahalı arabalar ve abartılı harcamalar bazı kişiler için “itibar” göstergesi olarak sunuluyor. Oysa maddi güç her zaman ahlaki değerlerle veya gerçek saygınlıkla eş anlamlı değildir.

Sosyal medya ve dijital platformlar da bu algıyı daha da güçlendiriyor. İnsanlar birkaç fotoğraf, birkaç gösterişli paylaşım ve iyi kurgulanmış bir imajla kendilerini olduğundan çok daha güçlü, başarılı ve saygın gösterebiliyor. Böylece gerçekte olmayan bir saygınlık algısı oluşturulabiliyor. Ancak bu çoğu zaman yalnızca bir vitrin; içi boş bir gösterişten ibaret olabiliyor.

Bugün birçok kişi için itibar; karakter, dürüstlük ve topluma katkıdan ziyade maddi güçle ölçülür hale gelmiş gibi görünüyor. Oysa parayla satın alınan şey saygınlık değil, yalnızca görünürlüktür. Gerçek itibar ise para ile değil; güvenle, emekle ve tutarlı bir hayatla kazanılır.

Ne var ki algının gerçeğin önüne geçtiği bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar çoğu zaman görünen vitrine bakıyor; vitrinin arkasındaki gerçekleri sorgulamaya vakit ayırmıyor. Bu durum da bazı kişilerin hiçbir ahlaki ya da mesleki temele sahip olmadan “saygın” bir konuma yerleşmesine zemin hazırlıyor.

Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Gerçek itibar zamanla ortaya çıkar, sahte itibar ise yine zamanla dağılır. Çünkü güven, eninde sonunda davranışlarla sınanır. Bir insanın sözleriyle yaptıkları arasında fark varsa, bu fark er ya da geç görünür hale gelir.

Toplumların sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için itibarı görüntüye ve maddiyata değil, değere bağlaması gerekir. İnsanları yalnızca sahip olduklarıyla değil, nasıl yaşadıklarıyla ve topluma ne kattıklarıyla değerlendirmek gerekir.

Çünkü gerçek itibar satın alınamaz, pazarlanamaz ve ödünç alınamaz. O ancak yaşanarak, emek verilerek ve hak edilerek kazanılır.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?