“Cumhuriyet; Haslet ve Hasrettir, asalet ve fazilettir, insani erdemliktir, lakin kabul görmüş evrensel norm ve değerlerle(DEMOKRASİ’YLE)taçlanmadıkça da, sadece sanal/suni-ipotekli bir (Milli) İradeden beslenen diktatörlerin elindeki bir (CUMHUR-U-RET) sopası olabilir ancak..”(İHB)
KALSIN ..
Boş ver be Usta, takma kadere;
Varsın kadehlerin hep yarım kalsın,
Salıver gönlünü kaydığı yere;
Günahın/sevabın mahşere kalsın..
Bu demi devran da tez gelir geçer;
Kimini şad eder, kimini biçer,
İlişme! Her bir kul kendinden içer;
Hasretin/vuslatın mahşere kalsın..
Kimseyi imdada çağırma sakın;
İmkanın ne ise-Sen ona bakın,
Yine de kalırsa insanda hakkın;
Hesabın/Kitabın Mahşere kalsın..(İHB/05.Ocak.2015/Adıyaman)
Bize cumhuriyeti-fazilettir-diye öğrettiler..
Ve bizi bununla yıllarca uyuttular..
Zaten,ilkokullardaki alfabelerimizin başlangıcında “uyu-uyu, yat uyu!”teranesiydi bize ilk öğretilen hayat felsefesi..
Biz yıllarca “belleklerimize geçirilen” bu ütopik felsefeyle aşılanıp/uyutularak-kendimizden, çevremizden ve gerçek hayattan koparıldık..
Gerçi zaman-zaman bazı safdil hocalarımız, Cumhuriyet; demokrasidir,erdemliktir!gibi,içi doldurulmamış,yavan söylemleri çekine-çekine dillendirdiler,ama-bu o günün puslu/karanlık atmosferinde yalın birer sözcük olmaktan öteye geçememişti..
Sonra anladık ki,”demokrasi erdemiyle buluşturulup harmanlanmamış bir cumhuriyet” tek başına fazilet falan değilmiş..
Sonradan öğrendik ki,Bize cumhuriyet diye öğretilen şeyin,Osmanlı/hanedanının tekli/iradi mutlakıyet yönetim biçiminin yerine ikame ve idame ettirilen sivil ama,askeri bir vesayete de güdümlü- benzer bir sisteminden başka bir şey olmadığıdır..
Yıllarca bu askeri vesayet sisteminin gölgesindeki gel/gitlerle oluşan kısır döngüde-milletçe-kıvranıp/durduk..
O zaman anladık ki,cumhuriyet(halk yönetimi)şeklen ve lafzen varmış,ama-güç halk’ta değil, onun adına ve onun yetkisini de eline geçiren başka güç ve iradelerde olduğundan; aslında hiçbir zaman da yokmuş ve pek de yaşanmamış..
O zaman hüsranla sarsıldık ve beyinlerimize yıllarca kazılarak-bilgi diye nakşedilen anlamsız söz ve deyimleri ayıklayıp/atmaya başladık..
Ayıklayıp/atmaya başladık, lakin-bu öylesine kolayca sökülüp atılacak bir nesne de değil ki! Çünkü bu söz ve eylemler,bir çoğumuzun yaşam felsefesi ve hayata geçirilen bir biçimi haline dönüşmüştü..
Bir çırpıda nasıl söküp/atacaksınız ki?
Herhalde bundandır ki; Bir çoğumuz gel/gitsel(med/cezir)bir hayatın anlamsız ikilemi arasına sıkışıp/kalmış ve kararsız eylemlerimizin girdabına tutsak olarak-debelenip durmaktayız hala.
Evet,cumhuriyet fazilettir,ama-demokrasi erdemiyle-taçlandıkça,onun- bütün kural,kaide ve kurumsal yapısı hayata geçirildikçe,söz ve eylem hakkı insanına verildikçe,insanı özgün, özgür ve onursal/medeni bir ortama kavuştukça,kendi yönetimini ile yöneticilerini kendisi ve özgür iradesiyle seçip/oluşturabildikçe..
Geçmişte!
Lenin ve Stalin’in diktatoryal komünizm(Halk İdaresi) yöntemiyle sevk ve idare edilen eski “Sovyetler Sosyalist cumhuriyetler Birliği/CCCB” de bir cumhuriyetti..
Devrik Libya Lideri KADDAFİ’NİN İslam/Cemahiriyesi de,
Hüsnü MÜBAREK’İN Ve Şimdiki SİSİ’NİN Mısırı da,
İran’daki Mollalar rejimi de,
Beşar ESAT’IN Suriyesi de,
Çin ve ABD de cumhuriyetle yönetiliyor..
Acaba araların da en ufak bir benzeşme var mıdır ki bu “Cumhuriyetlerin?”..
Neymiş,efendim-sistemin adı cumhuriyetmiş..
Tamam da,Demokrasi- olmadıktan sonra neye yarar ki; O Cumhuriyet dediğiniz şey ?
Ama,demokrasinin beşiği İngiltere cumhuriyet’le değil,yüzyıllardır ki- krallıkla-yönetiliyor..
Hollanda, Belçika,Lüksemburg gibi birçok Avrupa ülkesi de hala hanedan krallıklarla yönetiliyor..
Japonya ise İmparatorlukla..
Ama bu ülkelerin hepsi de medeni,modern,paylaşımcı ve demokrattır,halkları da mutlu ve müreffeh..
Demek ki önemli olan,cumhuriyet’le,İmparatorluklar ya da krallıkla yönetilmek değilmiş.. Önemli olan,bu düzenleri demokrasiyle harmanlayıp/sunmakmış..
Bunu geç anladık,hem de çok geç..
Bilemiyorum; Bizde nedense her yıl “cumhuriyet bayramı atmosferinde” herkes ve kesim birden silkinerek yeniden (Atatürkçü) kesilir..
Ak parti Atatürkçü,
CHP zaten(6 okuyla,kal-u beladan beri ) Atatürkçü,
MHP de (Türkeş’ten sonra,9 ışıktan bir kaçı sönünce)Atatürkçü oldu..
Ben de Atatürkçü olduğumu düşünüyorum,lakin-Onun ilim ve bilme olan ilgi ve yatkınlığını, evrensel batı değerlerine yaklaşımını,medeni gelişme ve değişime olan uygar tavrını beğenip, özümseyerek..
Ve Onun, her şeye rağmen-eğer bir müddet daha yaşamış olsaydı-kurmuş olduğu (simgesel) cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırarak,onu (sistematik cumhuriyete)dönüştüreceğine olan inancımdan dolayı… Çünkü,demokrasi;Öylesine yaptım-demekle oluşabilecek basit ve alelade bir yönetim sistemi değil, insani(sosyal,kültürel ve eğitsel)bir altyapıyı ile sistematik(kurumsal ve yönetimsel)bir üstyapıyı da gerektirir ki,bu da kısa vadede oluşabilecek bir şey değildir..
Bilemiyorum, bu siyasal yapı ile Liderler acaba, Atatürk’ün hangi yönünü benimsiyorlar!
Onlar da Onun; Bu müstakbele bakan(gerçek) yönünü mü, zoraki ve geçici/dönemsel(cebri) yönetim biçimini mi,yoksa tüm yetkileri millet adına kendisinde toplayan otoriter/dayatmacı (TEK ADAM)yönetim biçimini mi;Hangisini benimsiyorlar ki-Atatürkçü-kesildiler?
Bilemiyorum..
Ama,nedense hepsi de tekmil birden, ödün vermez birer Atatürkçü..
Nedenini bilemiyorum,ancak;Ülkemizde (kuyruğu kısılan ve ikbalini tehlikede gören) herkes ve kesim, kadim birer (Atatürkçüdür)nedense!!..
Bu da kafaları karıştırmıyor mu?
Halbuki,Atatürk de her fani gibi bir müddet yaşadı,üstüne düşen görevi yapmaya çalıştı ve yaptıkları ya da yapamadıklarıyla da göçüp/gitti..
Allah rahmet eylesin..
Onun,eğer bırakmışsa-güzel fikirlerinden yararlanabilirsiniz,ama-onu kendi siyasal talep ve beklentilerinize (dokunulamaz/tartışılamaz) bir payanda yapamazsınız..
Eğer bununla amacınız,yaptıklarınızı “dokunulmaz/tartışılmaz” kılmaksa,bilmelisiniz ki,artık her şey de-dokunulup/tartışılmaya-açık hale gelmiştir..
Çünkü, Dünya titreyip/kabuğunu kırdı;İnsanlar kendi gerçeğini(halkını,hakkını ve haddini) anladı,bunu-yok-sayamazsınız
Ve çünkü bu ülkede,olanı/biteni kılıflayıp/gizlemeye artık hiç kimsenin hakkı ve haddi yoktur..
O halde diyorum ki;
Üç ayrı kulvarda,farklı görüş ve düşüncelerle,farklı kesim ve katmanlara hitap eden üç ayrı siyasal yapının aynı kişi ve kişilikte yoğunlaşıp/hayat sürmesi, bana hiç de doğru,samimi ve gerçekçi ve kabul görür bir eylem biçimi olarak-yansımıyor..
Ben bunu yorumluyorsam,başkaları da başka eylem biçimlerinizi mutlaka yorumlayacaklardır Çünkü,olanı/biteni toplumun öğrenme hakkı vardır ve Yazar/çizer de bunu toplumun bütün katmanlarına yansıtmakla görevlidir..
Bunu herkesin de içine sindirmesi gerekir..
İşte,bazılarının (cumhuriyet),bizim de “Demokrasiyle harmanlanmış cumhuriyet” dediğimiz olgu da,karşı olduğun her şeyi de içine sindirebilmekten geçer..
Bilmem anlatabildim mi?
SON/SÖZ;
Cumhuriyet,sözcük anlamıyla bir halk idaresidir,lakin- demokrasi erdemiyle taçlanmadıkça da,diğer yönetim biçimlerinden farklı bir konuma taşınarak-insanını özgün,özgür,mutlu ve müreffeh kılması mümkün değildir..
Evet..
CUMHURİYET;Hasrettir,fazilettir,insani erdemliktir lakin-DEMOKRASİYLE-taçlanmadıkça da, sadece kendilerine ipotekli sanal/suni bir -MİLLİ İRADE-refleksinden beslenen diktatörlerin elindeki bir- CUMHUR(U)RET-sopası olabilir ancak..
Yani bir ülkede...
“Demokrasi yoksa,cumhur(Halk) da yoktur ve onun bir yönetim biçimi olan cumhuriyet de ASLA yoktur ve olamaz..”
Kendimizi ve başkalarını hiç kandırmayalım!!!..
Sevgilerimle..

