Siyaset bazen rakamlarla, bazen istatistiklerle, bazen de sandık sonuçlarıyla anlatılır. Ama bazı liderler vardır ki, onları anlamak için bu veriler yetmez. Onları asıl tanımlayan, arkalarından yürüyen kalabalıklar, omuz omuza duran milyonlar ve zor zamanlarda gösterilen sarsılmaz iradedir.
Bugün Recep Tayyip Erdoğan ismi, yalnızca Türkiye sınırları içinde değil, küresel ölçekte bir liderlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bunun nedeni makamı değil; kriz zamanlarında aldığı inisiyatifler, küresel adaletsizliklere karşı yüksek sesle konuşabilmesi ve kendi milletinin çıkarlarını önceleyen kararlı duruşudur.
Dünya, alışılmış diplomatik kalıplarla konuşan liderlere fazlasıyla aşina. Ancak Erdoğan’ı farklı kılan, bu kalıpları zorlaması, hatta zaman zaman yıkmasıdır. Filistin’den Ukrayna’ya, enerji politikalarından savunma sanayine kadar birçok alanda Türkiye’nin “izleyen” değil “oyun kuran” bir aktör olma iddiası, onun liderlik anlayışının bir yansımasıdır.
Elbette bu yürüyüş tek başına değildir. Milyonlarca nefer, kimi zaman sandıkta, kimi zaman meydanlarda, kimi zaman da sabırla bekleyerek bu yürüyüşe eşlik etmektedir. Bu destek, sadece siyasi bir tercih değil; bir duruşun, bir bağımsızlık iddiasının ve güçlü bir Türkiye hayalinin ifadesidir.
Bugün dünya Türkiye’yi dikkatle izliyorsa, bunun arkasında güçlü bir liderlik ve bu liderliğe inanan bir millet gerçeği vardır. Recep Tayyip Erdoğan, seveniyle sevmeyeniyle, çağımızın en çok konuşulan küresel liderlerinden biridir. Ve görünen o ki, bu hikâye daha uzun yıllar yazılmaya devam edecektir.

