Evet!
"ALLAHIN İNSANLARA İLK EMRİ-OKUMAKTIR-Çünkü! OKUMAK,YARATILAN (tüm Mahlukatla)YARATICISINI BİLMEK,TANIMAK,YAŞAMAK VE YAŞATMAK AMACIYLA İRADEYLE(Akıl Ve Vicdanla) YAPILMAK Üzere; HAYATA DOSDOĞRU (tam ve eksiksiz)UYGULANAN-Vazgeçilmez "AHLÂKI Ve AMELİ" bir HASLETTIR..
Elbet!
Okumaktan amaç,Okunacak olan ŞEYİ(Yazı,Resim ya da Nesneyi)Merak ederek;Aramak, Sormak,Bulmak,Yaklaşmak Bakmak,incelemek, Anlamak,Öğrenmek,Tanımak,Tanımlamak Ve Onu HAYATA geçirmek üzere-belleğine(HAFIZANA) kaydederek;Lâzım oldukça da kullanarak YAŞAMAK Ve unutmamak için de-Sürekli yeni Bulgu Ve bilgilerle buluşturup güncelleyerek YAŞATARAK Ve “İNSANLIĞA MİRAS BIRAKARAK” kalıcı ve yararlı kılmaktır..
Ancak!
OKUMANIN, Amaç değil-belki BİLGİYE ulaşmak üzere;Başvurularak-sürekle kullanılarak yeni BİLGİLERLE geliştirilip “GÜNCELLENEREK” Ve elbet İnsanların hayal ettikleri vazgeçilmez “AMAÇ VE HEDEFİNE” ulaştıracak bir “ARAÇ” olduğunu da unutmamak gerekir..
Çünkü!
ARAÇ, İnsanları içinde yaşadıkları şu geçici “ALEMİN” vazgeçilmez “HAKİKATİNE” ulaştırmak üzere;ONUN sahip olduğu “AKIL,İZAN Ve VİCDANI” kadar kurgulayıp planladığı AMACINA Ve nihayetinde de “HEDEFİNE götürecek olan BİLGİ kaynağı ile O Kaynaktan beslenen,TOPLUMSAL Doğruluğu(FAYDA VE YARARI)kanıtlanmış olan “BİLİMSEL” Verilerle Anlayışların(Bulgu,Belge,Şekil ve Desenlerin) HAYATA geçirilerek-uygulanmasına “ARACILIK” eden “ÖZEL” vasıtasıdır..
Bu manada!
İNSANLARI, uymakla görevli ve sorumlu tutarak ONA-Yaşanacak Hayatına/KADERİNE dair vazgeçilmez “ROL VE MİSYONLAR” yükleyen-Yüce ALLAH’IN kadim DİNİNİN de, “BİLGİ” yüklü makbul bir ekol/OKUL olması nedeniyle;Elbet üstünde “AMAÇLA” beraber kati HEDEFLER de taşıyan muhkem bir “ARAÇ” olduğu da bir gerçektir..
Evet!
Hiç şüphe yoktur ki;İNSANLAR,Yüce HAK’IN Kendisini yapmakla görevli ve Sorumlu tuttuğu fani “İMTİHAN DÜNYASINDA” sahip olduğu “AHLAK VE AMELİNİ” irşat ve ihya ederek-Hayatını/KADERİNİ de Rabbinin rızasına uygun olarak yaşamak üzere Kurguladığı AMAÇ Ve nihai HEDEFİNE ancak;Yüce ALLAHIN kadim Ve kavi İLAHİ Evrensel DİNİNİN(Emir Ve Yasaklarını) kendi HAYATINA/Kaderine DOSDOĞRU bir Rehber Ve İrşat “ARAÇI” yaparak ulaşabilir..
OKUMAYA Dair;NOSTALJİK bir anımsama..
Ben Çocukluğumda,Yüce İSLAM DİNİNİ doğru Okumak,Öğrenmek,Yaşamak Ve Onu Kendimde Ve Çevremde Yaşatmak üzere; Henüz 6/7 yaşlarımdayken -Ailem tarafından “KUR’AN KURSUNA” gönderilmiştim..
Gönderilmiştim ancak daha ilk günlerde,gerek Kursun yapıldığı (küçücük,puslu,havasız ve karanlık) mekanı ile üstü/başı kirli/kokak (50/60) irili/ufaklı Talebenin varlığı;Benim değil “KUR’ANI” Okuyup/Öğrenmemi, “KUR’AN KURSUNDA” bir an kalıp/durmamı bile çekilmez, tahammül edilmez kılmaya yetmişti..Ki üstelik de-sanki Eğitim/Öğretimin “KURANI” okuyup/öğrenmenin vazgeçilmez bir şartıymış gibi;Nerdeyse Her gün rutin bir şekilde hem “KURS HOCASI” hem de yetişkin “KALFALAR” tarafından-çeşitli bahanelerle TALEBELERE karşı şiddetle uygulanan “DAYAK” fasıllarına şahit olmuş, ürkmüş ve tiksinip/soğumuştum..
Ancak!
Benden (3/5 yaş)büyük olan İki gözü ama-Mehmet isimli komşumuzun her gün başlayan DERSLE beraber-Kafasına indirilen ince cetvel “DAYAĞIYLA” şişen,bazen de/yarılan Başına/Kaşına acıyıp/hüzünle seyretmeme rağmen;Bir müddet daha devam ettim.. Zira KALFALAR Beni, her sorularına DOĞRU/yerinde cevaplar verdiğim için olmalı ki-çok Zeki/Çalışkan bir TALEBE olarak değerlendirerek-DERSİMİ dinledikten sonra; Asla bir “DAYAK” falan atmadan-Çekip giderlerdi.. Ama itiraf etmeliyim ki, ne kendimden KUR’ANI(İyi/doğru öğrendiğimden) ne de KURSTAN(İyi/doğru öğrettiğinden)asla ve katta emin değildim,ki bu nedenle de;Bir türlü tatmin olamıyor ve mutlu olamıyordum.
Çünkü!
KURS, sadece Okunanı/Denileni hıfzetmeye “EZBERCİLİĞİE” dayalı bir şeydi-zaten o gün “KUR’ANI” tamamen(güya)OKUYANLARA başardı-Hıfzetti/Ezberledi anlamında “HAFIZ” diyorlardı ya da bana öyle geliyordu-Zira o günlerde BEN; Ne doğru dürüst harfleri tanıyor,ne sözcüklerin anlamını biliyor Ve elbet ne de “HAYATA DAİR” bana nasıl bir mesaj verdiğinin hiç asla farkında değildim.. Yani memnun değildim,Bildiğimi sandığım şeyden emin ve mutlu olamıyordum;Kendimi asla İkna edemiyordum Ve lakin ısrarla “KURSA” devam etmemi isteyen rahmetli “ANNEMİ” de vazgeçilmez ukdesiyle sükut-u hayale uğratıp üzmek istemiyordum ki-istemeden de olsa devam ediyordum..
Bir gün!
Bir Öğlen tatilinde hiç beklenmedik bir şey oldu..
Henüz “KURSA” birkaç gün önce başlayan- Yeğenimiz Mehmet telaşla,Benle(Annemin büyük çocuklardan korusun diye-Bana muhafız olarak gönderdiği)Ağabeyimin yanına gelerek-Ağabeyime;Dayı, Çocuklar sandıktaki “CÜZLERİ” yırtmışlar,DERS’E girince gidip “HOCAYA” şikayet edeceğim deyince,hep beraber gittik “SANDIĞA” baktık ki içinde sadece (eskimiş,solmuş,sahifeleri birbirinden kopmuş,ayrılmış,yığılmış)büyük bir yığın eski sahifeler var,,Bunlar yeni “CÜZ” değil, vazgeç dediysek de-dinletemedik;Elan ders başlar/başlamaz hemen gitti HOCANIN önünde diz çökerek-ŞİKAYETİNİ söyledi.
Peki Evladım, bu “CÜZLERİ” kim yırttı!?
HOCANIN bu sorusuna ne Bizim/Rahmetli Mehmet cevap verebildi,Ne KALFALAR, ne de TALEBELER;Herkes sus/pus oldu..
Elbet!
HOCA da(Rahmetli Mustafa KAPLAN Hoca, ki yıllar sonra kendisiyle Dost olmuştuk) elbet-Hiçbir şeyden haberi olmayan bütün “TALEBELERİ”,hemen eline uzun/kenarı sivri “TAHTA” cetvelini alarak;Birer-birer “YEMİN” ettirerek “SORGUYA” aldı Ve “CETVELİYLE” beraber “KAFALARINA” nasibini indirerek sorgulamaya başladı..
Lakin!
Sorgulama sırası bana gelince-aniden işin seyri birden değişti- zira, “HOCA” henüz karşısında diz çöken Bana “YEMİN” et demeye başlamıştı ki;KURS Odası, loş Oda’nın karşı karanlık tarafında kalan DİVANDA tek başına oturarak,Olan/Biteni makbul bir misafir pervasızlığıyla izlemekte olan-AĞABEYİMİN ansızın kahkahasıyla çınlayınca HOCA hemen O kim;Getirin Onu Bana dedi..
Elan!
3/5 iri kıyım “KALFA” yerinden fırlayarak DİVANA doğru giderek AĞABEYİMİ kolundan tutarak sürükleye-sürükleye getirip HOCANIN önünde diz çöktürerek;Henüz SUAL faslına geçilmişti ki,AĞABEYİM hiç kimsenin beklemediği şekilde HOCANIN elindeki CETVELİNİ kaparak kapıya doğru yönelerek çekip gitti,ki Ki elbet ONUNLA beraber Benim de “KURAN KURSU” maceram da(Aldığım Özel Eğitim dışında)sona ermiş oldu..
Çünkü!
Ondan sonra,kendi ısrarımla(Annemim itirazına rağmen)Zorla “OKULA” giderek Ve kaydımı yaptırarak-DEVAM ettim..
SON/SÖZ;
OKUMAK/Öğrenmek elbet müebbet, ancak HIFZETMEK/EZBERLEMEK şeklinde olmamalı-çünkü;Ezberlenen (Fanidir)silinip unutulur,Öğrenilen (Bakidir)unutulmaz..
Selam ve sevgilerimle.

