Ramazan YAVUZ


Siyaset Hesaplaşma Değil, İnsan Kazanma Sanatıdır

Siyaset Hesaplaşma Değil, İnsan Kazanma Sanatıdır


Siyaset, çoğu zaman yanlış bir zeminde tartışılıyor. Kimi için bir güç savaşı, kimi için rövanş alanı, kimi için de kişisel hırsların tatmin edildiği bir merdiven… Oysa siyaset, özünde bunların hiçbiri değildir. Siyaset hesaplaşmak için yapılan bir mecra değildir; insan kazanmak, bir davayı anlatmak ve onu yüceltmek için vardır.

Hesaplaşma dili, toplumu ayrıştırır. Kırgınlıkları büyütür, öfkeyi besler, duvarları kalınlaştırır. Oysa siyasetçinin asli görevi duvar örmek değil, köprü kurmaktır. Bir kesimi ötekileştirerek kazanılan hiçbir zafer kalıcı değildir. Gerçek başarı, karşıtını susturmakta değil; onu anlayabilmekte ve ortak bir zeminde buluşabilmektedir.

Siyaset, gurur ve kibrin taşıyamayacağı kadar ağır bir sorumluluktur. Kibir, siyasetçiyi halktan koparır. Ukalalık, istişare kapılarını kapatır. Güç tutkusu ise adaleti gölgeler. Oysa siyaset makam kazanma değil, gönül kazanma işidir. Mertebe peşinde koşanlar belki yükselir gibi görünür; fakat halkın gönlünde yer edinmeyen hiçbir yükseliş kalıcı değildir.

Bir davayı yüceltmenin yolu, onu bağırarak değil; yaşayarak göstermektir. İnsanları küçümseyerek değil; anlayarak dinlemektir. Sert sözle değil, samimiyetle yaklaşmaktır. Çünkü fikirler baskıyla değil, ikna ile kök salar. Saygı görmeyen bir söylem, ne kadar haklı olursa olsun karşılık bulmaz.

Ve unutulmamalıdır ki siyaset kalite ister.

Kalite; sadece diploma ya da unvan değildir. Kalite, üsluptur. Seviyedir. Ahlaktır. Farklı düşünene tahammül gösterebilmek, eleştiriyi olgunlukla karşılayabilmektir. Siyaseti polemik zemininden çıkarıp çözüm zeminine taşıyabilmektir.

Nitelikli siyasetçi, makamın geçici olduğunu bilir. Koltuğa değil sorumluluğa yaslanır. “Ben” merkezli değil, “biz” merkezli düşünür. Liyakati esas alır, istişareyi önemser, hatasını kabul edebilecek erdemi gösterir. Çünkü kalite, gücü göstermekle değil; gücü doğru kullanmakla ortaya çıkar.

Kalitesiz siyaset dili sertleştirir, toplumu yorar ve güveni aşındırır. Oysa güven, siyasetin en kıymetli sermayesidir. Güven olmadan ne reform kalıcı olur ne de vaatler karşılık bulur. Toplumun umudunu diri tutmanın yolu, seviyeli ve ilkeli bir siyaset anlayışından geçer.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha yüksek ses değil, daha yüksek ahlaktır. Daha sert söylem değil, daha güçlü bir karakterdir. Çünkü siyaset bir intikam sahnesi değil, bir inşa sürecidir. Yıkmak kolaydır; yapmak zordur. Ayrıştırmak kolaydır; birleştirmek emek ister.

Gerçek siyasetçi, en çok alkış alan değil; en çok güven veren kişidir. Çünkü siyaset sonunda insanla yapılır ve insanda karşılık bulur. İnsan kazanamayan hiçbir siyaset, kalıcı bir dava inşa edemez.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?