Kerim BAYDAK

Tarih: 04.03.2026 17:41

Adıyaman Makûs Talihini Ne Zaman Yener?

Facebook Twitter Linked-in

Adıyaman; Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Diyarbakır arasında kaybolan bir ildir. Tarım ve ziraat kenti olan bir ildir; iyi ve güzel olan her şey, bu memlekette yetişir. Tarihi, turistik ve inanç turizminin merkezi olan bir açık müze durumundadır. Hem ova hem dağ havasıyla, her mevsimin yaşandığı ender illerdendir.

Terörün, mafyanın, kavganın olmadığı nadir illerin başında gelir. Memur cenneti gibidir; gelen ağlayarak gelir ama giden de ağlayarak gider. Devletine, milletine, her türlü değerine bağlıdır; insanî sorumluluklarını yerine getirir. Ancak aynı oranda yatırımlardan ve teşviklerden yeterince faydalanamaz. Gelişmişlik düzeyi yüksek olan iller arasında hapsolmuş gibidir. Hep komşu illerin gölgesinde kalmış, bir türlü kabuğunu kırıp dışarı çıkamamıştır.

Tarım ve ziraat kenti olmasına rağmen, hep dışarıya giden “ırgat kent” olarak anılmaktadır. Yılın sekiz ayını dışarıda geçiren, çalışmak zorunda kalan insanlara sahiptir. Irgat yolculuğunda her yıl onlarca insanını trafik canavarına kurban verir. Yürekler yanar, ciğerler parçalanır; kalan günler feryat figanla geçer. Aileler parçalanır; anneler, babalar, çocuklar yalnızlığa mahkûm olur.

Hâlbuki bu memleketin insanı merttir, cesurdur, saygılıdır, hürmetkârdır. Sevdi mi tam sever, bağlandı mı tam bağlanır. Ama sanki gözleri bağlanmış, elleri kelepçelenmiş, ayakları prangalara vurulmuş gibidir. Çıkmaz sokakta kalmışçasına bir türlü mecrasında ilerleyemiyor, kendi kendine yetemiyor.

Havalar ısındığında aynı soru sorulur: “Bu defa nereye çalışmaya gidelim?”

Nedense Adıyaman hep hazırlamış, çevre iller hep yemiş, faydalanmıştır.

Örnek mi?

İşte Atatürk Barajı… Bir ilçemizi, onlarca köyümüzü topraklarıyla birlikte yutmuş; ancak kaymağından ve arazi sulamasından daha çok Şanlıurfa faydalanır.

İşte Nemrut Dağı… Her yıl mutlaka gündeme gelir, üzerinden hesaplaşmalar yapılır. Komşu ilin sahiplenme duygusuyla siyaset malzemesi hâline getirilir.

İşte Çetintepe Barajı… Adıyaman topraklarında olmasına rağmen Gaziantep’e içme suyu için verilmiştir.

İşte ırgat kentin insanı… Malatya’da kayısıyla başlayan mevsimlik işçilik takvimi; Adana, Kahramanmaraş, Yozgat, Kayseri, Şanlıurfa diye sürüp gider.

Sular içinde yüzen Adıyaman, kendi barajlarından yeterince faydalanamadığı için bir türlü sulu tarıma geçememiş; ziraattan arzu edilen randımanı ve kaliteyi alamamıştır. Açık hava müzesi olan bu şehir, ne yazık ki bir türlü ne kenti olduğuna karar verememiştir; çünkü önünü görememektedir.

Adıyaman’ın can damarı olan tütün vardı; o da kalkınca şehir makûs talihiyle baş başa kaldı. Alternatif ürün konusunda yeterli bilgi ve destekten mahrum kalan üretici, geçimini sürdürmekte ve geleceğini garanti altına almakta zorlanmaya başladı.

Hem tarım ve ziraat kenti olacaksın hem de ırgat olup başka diyarlara çalışmaya gideceksin… Sizce de düşündürücü değil mi? Bir yerde yanlışlık yok mu? Bir aksaklık, bir ihmal söz konusu değil mi?

Adıyaman makûs talihini ne zaman yenecek? Bu kader olmasa gerek.

Bu şehrin insanını bu noktaya getiren sıkıntılar bir an önce giderilmelidir. Çünkü Adıyaman da, insanı da her şeyin iyisine lâyıktır. Artık bu memleket verdiğinin karşılığını almalı; Adıyamanlı da iyi olan her şeyden hakkıyla faydalanmalıdır.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —