Adıyaman, yıllardır vitrin siyaseti yapanların ve kişisel egoların gölgesinde kalan bir şehir. Oysa iktidarın imkânlarından yararlanması, yıldızlaşması ve bölgesinde öncü bir şehir haline gelmesi gerekirken, ne yazık ki hep birilerinin reklam malzemesi oldu.
Ne zaman Adıyaman ve “proje” kelimeleri yan yana gelse, araya kişisel hesaplar ve gösteriş giriyor. Gerçek ihtiyaçlar geri plana itiliyor. Üstüne pandemi, ardından büyük deprem eklenince; zaten kırılgan olan şehir ekonomisi ve sosyal yapı iyice sarsıldı. Sonuç: Yine mağdur olan Adıyaman, yine bekleyen bir şehir…
Elbette ülkesini, vatanını ve milletini samimiyetle düşünen liderler var. Ancak sorun, onların ortaya koyduğu iradeyi doğru kullanamayan, hatta bu iradenin rüzgârından faydalanıp şehre zarar veren yerel aktörlerde. Son belediye seçimleri de bunun açık bir göstergesi oldu.
Bugün çevre illere baktığımızda; sanayisiyle, altyapısıyla, tanıtımıyla öne çıkan şehirler görüyoruz. Adıyaman ise adeta haritada var ama kalkınma yarışında yok gibi. Küçük, sessiz ve geri planda bırakılmış bir il görüntüsü veriyor.
Memleketini gerçekten seven birkaç siyasetçi ve sivil toplum temsilcisi elbette var. Seslerini yükseltmeye, sorunları dile getirmeye çalışıyorlar. Ancak bu çabalar çoğu zaman görünürde kalıyor. Çünkü görünüşte var olan ama gerçekte halktan kopuk bazı isimler, kendi egolarını şehrin geleceğinin önüne koyuyor.
Ne zaman ki halkın sesini dinleyen, sahaya inen ve gerçekten proje üretmeye çalışan birileri ortaya çıkıyor; işte o zaman siyaset bir anda görünür olmaya başlıyor. Ama bu refleks, samimiyetten çok geç kalmış bir telaşı andırıyor.
Adıyaman’ın artık kaybedecek zamanı yok. Bu şehrin kişisel reklamlara, süslü afişlere ve boş vaatlere değil; gerçekçi projelere, ortak akla ve samimi bir kalkınma iradesine ihtiyacı var. Adıyaman, vitrin değil vizyon istiyor.