Çocuklarımızdan çevreye duyarlı olmalarını, değerlerine sahip çıkmalarını istiyoruz. Okullarda projeler hazırlanıyor, panolar süsleniyor, etkinlikler yapılıyor. “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” adıyla yürütülen ÇEDES Projesi de bu çabanın önemli bir parçası.
Peki durup kendimize hiç soruyor muyuz?
Anne babalar ve eğitimciler olarak biz, bu değerleri ne kadar yaşıyoruz?
Çocuklara çevre bilinci kazandırmaktan söz ederken günlük hayatımızda israfı ne kadar önlüyoruz? Çöpümüzü ayrıştırıyor muyuz, doğayı koruma konusunda ne kadar hassasız? Değerler eğitimi derken saygıyı, hoşgörüyü, adaleti ve sorumluluğu davranışlarımızla ne ölçüde yansıtıyoruz?
Unutmamak gerekir ki çocuklar en çok söylenenlere değil, yapılanlara bakar. Ebeveynin ve öğretmenin tavrı, kullanılan dil, sergilenen duruş; anlatılan her değerden çok daha etkilidir. Evde yaşanmayan bir değerin okulda kalıcı olması mümkün değildir.
ÇEDES, sadece öğrencilerin katıldığı bir proje değildir. Aslında hepimize ayna tutan bir çağrıdır. Çevreye duyarlılık da değerlere sahip çıkmak da önce büyüklerden başlar. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; temiz bir çevre ve sağlam değerlerdir.
Belki de asıl soru şudur:
Biz, çocuklarımızın önünde nasıl bir örnek oluyoruz?