Ramazan YAVUZ

Tarih: 22.01.2026 08:00

Geçmişini Unutanın Geleceği Olmaz

Facebook Twitter Linked-in

Son günlerde yaşanan olaylara baktığımızda, bu sözün ne kadar derin ve sarsıcı bir anlam taşıdığını bir kez daha görüyoruz. Bayrağa uzanan eller, kutsal değerlere yapılan saygısızlıklar, devletin sınırlarını ve milletin sabrını test etmeye yönelik provokasyonlar… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Ortak noktaları ise aynı: Hafıza kaybı.

Bir toplum geçmişini unuttuğunda, bugün yaşananları da doğru okuyamaz. Bugün özgürlük söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan birçok eylem, aslında düne sırt çevirmenin, bedel ödeyenleri yok saymanın bir sonucudur. Oysa bu topraklarda özgürlük; masa başında değil, cephede yazıldı. Bayrak, bir süs eşyası olarak değil; şehit kanıyla, anaların gözyaşıyla yükseldi.

Devlet dediğimiz yapı, soyut bir kavram değildir. Sınırları vardır, hukuku vardır, bayrağı ve ortak inancı vardır. Bunlar, birlikte yaşamanın asgari şartlarıdır. Dilimiz, siyasi görüşümüz, hayat tarzımız farklı olabilir; bunlar zenginliktir. Ancak bu farklılıklar, devlete düşmanlık yapmanın, bayrağı hedef almanın gerekçesi olamaz. Eleştiri haktır, muhalefet demokrasinin gereğidir; fakat provokasyon ne eleştiridir ne de özgürlük.

Bugün özellikle sınır hattında ve bazı şehirlerde yaşanan hadiseler, geçmişten kopuk bir bakış açısının ürünüdür. Dün bu ülkenin parçalanması için plan yapanların kimler olduğunu, hangi acıların yaşandığını unutanlar; bugün aynı senaryoların farklı aktörlerle yeniden sahneye konduğunu da göremez. Tarih, kendini birebir tekrar etmeyebilir ama ders alınmazsa benzer bedelleri tekrar ödetir.

Genç nesillere “özgürlük” anlatılırken, bunun hangi mücadeleyle kazanıldığı anlatılmıyorsa; “hak” kavramı öğretilirken, sorumluluk bilinçli şekilde görmezden geliniyorsa, ortaya çıkan tablo şaşırtıcı değildir. Hak aramak, hukuku tanımadan olmaz. Özgürlük, başkasının kutsalına saldırma serbestliği değildir.

Geçmişini bilen milletler, provokasyonlara kapılmaz. Bayrağın neyi temsil ettiğini bilen, ona uzanan elin aslında kime uzandığını da bilir. Bu yüzden hafızamızı diri tutmak zorundayız. Tarih kitaplarda tozlanmak için değil; bugünü anlamak ve yarını korumak için vardır.

Unutulmamalıdır ki; geçmişini inkâr edenler, geleceğini başkalarının insafına bırakır. Oysa bu milletin geleceği, başkalarının senaryolarına teslim edilemeyecek kadar değerlidir. Çünkü geçmişini unutanın geleceği olmaz; ama geçmişine sahip çıkanın yarını da sağlam olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —