Ramazan YAVUZ

Tarih: 05.03.2026 10:57

Kimi Yer, Kimi Bakar…

Facebook Twitter Linked-in

Toplumların vicdanını ölçen en kısa ve en çarpıcı sözlerden biri şudur:
“Kimi yer, kimi bakar; kıyamet onda kopar.”

Bu söz yalnızca bir serzeniş değil, aynı zamanda sosyal adaletin özünü anlatan güçlü bir ifadedir. Çünkü aynı şehirde, aynı sokakta hatta bazen aynı apartmanda yaşayan insanların hayat şartları arasında büyük uçurumlar olabiliyor.

Bir tarafta sofralar dolup taşarken, diğer tarafta o sofraya ulaşmakta zorlanan insanlar var. Birileri için sıradan olan bir lokma ekmek, başkası için günün en büyük umudu olabiliyor. İşte asıl mesele de tam burada başlıyor.

Ancak mesele yalnızca ekonomik imkânlarla sınırlı değildir. Toplumların gerçek gücü, insanların birbirleriyle kurduğu ilişkilerde ortaya çıkar. Komşuluk bağlarının zayıfladığı, insanların birbirinin halinden habersiz yaşadığı bir ortamda dayanışma kültürü de zayıflar. Oysa geçmişte mahalle kültürü, paylaşmanın ve sahip çıkmanın en güçlü örneklerinden biriydi. Bir evde pişen yemek, komşunun kapısını çalmadan sofraya konulmazdı.

Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanların birbirini tanımadığı bir döneme doğru ilerliyoruz. Selamlaşmanın bile azaldığı, insanların çoğu zaman kendi dünyasına kapandığı bir sosyal yapı oluşuyor. İşte bu durum, toplum içindeki dayanışma ruhunu zedeleyen en önemli unsurlardan biridir.

Toplumları ayakta tutan şey yalnızca ekonomik güç değildir. Asıl güç; güven, dayanışma ve vicdan üçlüsünde saklıdır. İnsanlar birbirine güven duymadığında, komşuluk ilişkileri zayıfladığında ve toplumsal duyarlılık azaldığında sosyal adalet duygusu da yara alır.

“Kimi yer kimi bakar” sözü aslında bizlere önemli bir sorumluluk hatırlatır:
Sadece kendi hayatımıza değil, çevremizdeki insanların hayatına da bakabilmek.

Belki bir selam, belki bir hal hatır sorma, belki de küçük bir paylaşım… Bazen toplumsal bağları güçlendiren şeyler büyük yardımlar değil, küçük ama samimi davranışlardır. Çünkü insanlar kendilerini yalnız hissetmedikleri toplumlarda daha güçlü ve daha umutlu olurlar.

Unutmamak gerekir ki hayatın dengeleri her zaman aynı kalmaz. Bugün güçlü olan yarın zor durumda kalabilir. Bugün ihtiyaç sahibi olan yarın başkalarına destek olabilir. Bu yüzden toplumsal ilişkilerimizi sadece çıkar ilişkileri üzerine değil, insanlık ve dayanışma üzerine kurmak zorundayız.

Sonuç olarak mesele sadece ekmek meselesi değildir.
Mesele, o ekmeğin paylaşılmasında ortaya çıkan vicdan, o paylaşımı mümkün kılan insan ilişkileri ve toplumun birbirine duyduğu güven meselesidir.

Çünkü gerçek kıyamet; insanların birbirini görmezden geldiği, selamın kesildiği ve vicdanın sustuğu yerde kopar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —