Siyaset, yalnızca seçim kazanmak, kalabalık meydanlarda alkışlanmak ya da makam sahibi olmak değildir. Gerçek siyaset; zor zamanlarda kimlerin yanınızda durduğunu, kimlerin sessizce çekildiğini ve kimlerin bedel ödemeyi göze aldığını unutmamaktır.
Dar günler, siyasetin en samimi aynasıdır. Gücün azaldığı, imkânların kısıtlandığı, rüzgârın ters estiği zamanlarda saflar netleşir. O günlerde yanınızda kalanlar; menfaat için değil, inanç için, dava için, vefa için duranlardır. İşte siyasetçinin asıl sınavı da burada başlar.
İyi günlerde herkes yanınızda olabilir. Makamın, gücün ve imkânların cazibesi kalabalıkları çoğaltır. Ancak dar günde yanınızda duran bir avuç insan, çoğu zaman binlerce alkıştan daha kıymetlidir. Çünkü o destek, samimiyetin ve güvenin ürünüdür.
Vefa, siyasetin unuttuğu ama ayakta kalmasını sağlayan en önemli değerdir. Dar günde omuz verenleri unutan bir siyaset anlayışı; günü kurtarabilir ama geleceği inşa edemez. Unutulmamalıdır ki siyaset, hafızasını kaybettiği anda anlamını da kaybeder.
Toplumun siyasetçiden beklediği şey sadece hizmet değil, adalettir; sadece başarı değil, vefadır. Zor zamanlarda birlikte yürüdüklerini unutmayan, emeği ve sadakati koruyan bir siyaset anlayışı; güven üretir, istikrar sağlar.
Sonuç olarak, siyaset bir yolculuktur. Bu yolculukta kimin ne zaman yanınızda durduğunu hatırlamak, sadece bir erdem değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü gerçek siyaset, dar gününde yanında olanları unutmamaktır.